17 Ağustos 2015 Pazartesi

CETTUNA OIL CONTROL TISSUE YAG EMICI MENDILLER




Merhabalar

Küçücük minnacık bir yazı ile karsinizdayim ta ta tataaam :) 

Telefondan yazı yazmaya bayıldım o yüzden hemen bir tane daha yazayım dedim.
Bilgisayardan yazmaktan daha kolaymis ya :)

Neyse uzatmadan konumuza dönelim, sizlere yağ emici mendillerden bahsetmek istiyorum.
Kullanmayanlar olarak o ne ya ne saçma bişey dediğinizi duyar gibiyim.
Bencede sacmaydi taaa ki deneyene kadar
Sıradan incecik kağıtlar iste para vermeye ne gerek var demisligim var ama dayanamayip tabi aldım ürünü :)

Aşağıdaki fotoğrafta mendillerden bir tanesi var ve inceliği de görülmekte.




Kutunun içerisinde bundan tam 50 adet ince mendiller var.
Fazla yağı ve parlaklığı alacağını söylüyor ürünümüz, ve çok güzel bir şekilde gerçekleştiriyor.

Yag emici mendillerin boyutları
100x70 mm 
Kesinlikle mendilleri kullandiginiz zaman makyajı bozmuyor

1 tane kağıt mendil o an yüzünüzde oluşan yağı almaya yetiyor.
Ambalaji ise küçücük her çantaya rahatlıkla sigabilir.

Kullanımı: Mendilin herhangi bir yüzünü kullanarak nazikçe fazla yağı alın. Cildiniz taze bir görünüm alırken fazla yağ anında kaybolacaktir.

Gerçekten de mendilin yağı emmesini şaşkınlıkla izledim böyle bir performans beklemiyordum :)

Fiyat olarak 3-4-5 lira gibi birşey olması lazım hiiic aklımda kalmamış :)

Sonuç olarak bir deneyin derim.
Özellikle yağlı ciltliyseniz pisman olmazsınız, her dakika yüz pudralamaktan iyidir bence. 

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim.

Sizler de kullandınız mi memnun musunuz değil misiniz yorum olarak birakirsaniz sevinirim.



16 Ağustos 2015 Pazar

BABE YUZ ICIN YAGSIZ GUNES KREMI




Merhabalarrr merhabalarrr 

İlk defa telefondan bir yazı yazıyorum ve sanırım olmayacak büyük ihtimal silip tekrar yayinlayacagim bilgisayara geçince :)
Neyse kusurlarimla eksiklerimle sevin beni seviyorum sizi :)


Aslında bu ürünün yazısını yazmayı bayadir düşünüyordum. 
Malum yazın hepimizin en çok kullandığı ürün kendileri. 
Tabi sadece yazın kullanmak yetmez biliyoruz ki yaz kış her daim elimizde bulundurmamiz gereken bastacimiz cildimizin canı ciğeri sevgili güneş kremleriii :) 


Gelelim benim elimde bulunan ve yazın başından beri kullandığım ürüne.
Bende ki Babe markasına ait 50 GKF lü yagsiz güneş kremi.


Memnun muyummm ?
Hmm ya aslında memnunum ama değilim böyle de karmaşık duygularim var.


Ürünün yapısından benim cildimin beğenip begenmemesinden cildime etkilerinden bahsetmeye başlayayım.


50 GKF bulundurmasi gayet iyi cildimde şimdiye kadar güneşten hicbir leke oluşumu olmadi.
Faktör olarak bana gayett yetti.
Bende bulunan yağsız güneş kremi ama cildimi acayip yaglandiriyor.
Aşağıdaki resimde bol sürülmüş olmasına bakmayın yanlışlıkla fazla kaçtı :) 
Normalde onun yarısı tüm yüzüme yetiyor
Amma velakin parliyorum birkaç saat sonra ee hani yağsızdi bu güneş kremi sevgili Babe ?





Yapısı ise ince değil gayet yoğun.
Az bir miktar tüm yüzüme yetiyor
Yine de yağlı ciltler kullanmasin özellikle yazın

Bundan önce hamilton ın 30 faktorluk güneş kremini kullandım ondan daha çok memnun kaldım.
Yüzümde fazladan yaglandirma yapmamıştı.
Hamilton da begenmedigim tek şey kokusuyduu :/


Her neyse Babe markasını araştırmalarım sonucunda denemeye karar verdim ve özellikle YAĞSIZ olsun ki cildim yazın fazladan yaglanmasin dedim tabi hayal kırıklığı yaşadım.


Ama tabiki bitirene kadar kullanmaya devam edeceğim.
Gayet bereketli bir ürün 3 aydir kullaniyorum içinde birsürü ürün var.


Güneş kremini kullanmaya başladıktan sonra ve bende fazladan yaglanma yapmasindan sonra çok güldüğüm bir nokta oldu sizinle paylasayim :)
Babe ürünün arkadasinda demis ki : parlaklığı giderir daha duru bir cilt oluşturur
Pardooon Babe? dedim kendi kendime 
Surat ifadem thug life lık olabilirdi bence :)) 


Ürünü gitti gidiyor dan 50 tl ye almıştım.


Okuduğunuz için çok teşekkür ederim.

Bu ürünü kullandiysaniz sizler memnun musunuz değil misiniz benimle paylasirsaniz sevinirim.
Ve bana güneş kremi önerisinde bulunursaniz çok iyi olur sıradaki güneş kremimi araştırmaya baslamaliyim :)


14 Ağustos 2015 Cuma

URBAN CARE SHAKE REPAIR / Yıpranmış Saçlara Özel Bakım Köpüğü









Herkese merhabalar

Son zamanlarda beğenerek kullandığım bir üründen bahsetmek istiyorum.
Bu ürünü kullanmaya başladığımdan beri saç bakım yağlarını kullanma oranım çok azaldı, hatta hiç kullanmasam 'ay saç uçlarım çok sertleşti yağ süreyim' demiyorum çünkü aklıma bile gelmiyor.

Saça çok güzel bir yumuşaklık veriyor.
Benim elimde olan ürün yıpranmış saçlar için olanı.
Saçlarımın uç kısımlarında boya olduğu için bana daha çok yararı olacağını düşünerek yıpranmış saçlar için olanı tercih ettim.

Aşağıda gördüğünüz resimdeki kadar avucuma alıyorum , bu benim saçım için yeterli oluyor.
saça hemen etki ediyor

İlk başta aklımda acaba saçta diğer köpükler gibi sertleştirme yapar mı ? sorusu vardı
kullanınca ne kadar saçma bi soru bu giiz dedim kendi kendime :)
Kokusu da hoşuma gitti vanilya çikolata tarzında bir kokusu var benim hoşuma gitti.










Yıpranmış, işlem görmüş saçların keratin yapısına etki eden ve yoğun bakım ile yıpranmış saçları hedefler.
İçeriğindeki süt proteinleri ve bitkisel keratin kompleksi ile yıpranmış ve parlaklığını yitirmiş saçların onarılmasına , parlaklık ve yumuşaklık kazanmasına yardımcı olur.
12 yararlı aminoasit ile saçtaki keratin dokusuna etki ederek uzun süreli nem ve yumuşaklık kazandırır.
Özellikle boya öncesi ve sonrası kullanımı tavsiye edilir.
Günün her saati kullanılabilir.


Kullanımı: Kullanmadan önce iyice çalkalayınız.
 Ters çevirerek avucunuza bir miktar sıkınız.
Nemli ya da kuru saça eşit bir şekilde yayarak uygulayınız.
 Durulamayınız.


Urban bize böyle söylüyor. Dediklerinde de haklı test ettim onayladım :)

Saç uçlarınızda yıpranmışlık varsa, elinizle dokunduğunuzda yumuşaklık hissetmek istiyorsanız bu ürüne bir şans verin.
Saç bakım yağlarından da istediğiniz etkiyi göremiyorsanız , maskelerden de sıkıldıysanız deneyin derim.

Gratisler de ve Watsonslar da ve diğer marketlerde satılıyor.
22.5 tl gibi bir fiyatı var yanlış hatırlamıyorsam.


Okuduğunuz için çok teşekkür ederim.

Urban ürünlerinden kullandığınız başka ürünlerde varsa benimle paylaşırsanız sevinirim.





7 Ağustos 2015 Cuma

LOREAL PARİS CASTING SUNKISS RENK AÇICI JEL








Herkese merhabalar

Havalar o kadar sıcak bunaltıcı dersler o kadar yoğun ki yazı bile yazasım gelmediği doğrudur,
dedim azıcık essin de yazı yazayım bloğumu şenlendireyim 
ama yok arkadaş esmiyor esince de sıcak esiyor 
aman boşver giiiz dedim kendi kendime 
geç klimanın başına gömül bilgisayara yazını yaz işte 
kendimi ikna ettim cesaretlendirdim ve işte burdayıııımm :)



Sizlere Loreal Paris in renk açıcı jelinden bahsedeceğim
bu ürünü kendim için almadım ve kendime de uygulamadım
açıkcası saçımda boya olduğu için uygulamak konusunda çekindim mazallah saçımın rengini bozar diye :)
işte o yuzden dedim kardeşim canım kardeşim gel bakalım sende deneyelim
ve böylece kardeşimde ürünü uyguladık

Aşağıdaki fotograftaki ilk resim kardeşimin kendi saç rengi
herhangi bir işlem yok
diğer iki fotoğraf ise farklı ışıklardan ürünün uygulanmış hali

ürünün kokusu çok güzel 
saçta güzel bir koku bırakıyor
uygularken de miss gibi kokuyor
sadece ben mi o kokuyu aldım bilmiyorum ama saç boyası kadar ağır olmasa da hafif bir kimyasal koku da gelmiyor değil
saçı hafif yıprattığını söyleyebilirim
ürünü uygulayıp saç kurutma makinası ile kuruttuktan sonra saç çok sertleşiyor ama sonra geçiyor
kesinlikle saç rengini açıyor
her uygulama da biraz daha açıldıgını hissediyorsunuz
ben üç aşamalı uyguladım


Uygulaması : Saçın istediğiniz herhangi bir kısmına üründen bir miktar alıp saça uyguluyorsunuz. Ürün saçı iyice ıslatana kadar uyguluyorsunuz ve ister kurutma makinasi ister güneş ışıgı yolu ile kurumasını bekliyorsunuz bu kadaaaar basit :)







Tabi ki her saç rengine göre açılma farklı renklerde oluyor
Eğer bir değişiklik arayışı içerisinde iseniz bir deneyin derim.
Sonuçta kontrol sizin elinizde kötü bir renk çıkma ihtimali düşük
İster bir kere ister birden fazla kez uygulayın

Ürünü gratis ten 15 tl ye alabilirsiniz

Okudugunuz için çoook teşekkür ederim

Eğer sizde kullandıysanız yorum bırakmayı unutmayın
ya da kullanmak istiyorsanız her türlü sorunuzu yanıtlarım.

Kendinize çok iyi bakın..

Havalar sıcak dikkat edelim. Aman DİKKAT!


14 Temmuz 2015 Salı

FAVORİ KİTAP SERİLERİM PART2 / Melez Sözleşmeleri




Herkese merhabalar

Uzunca bir aradan sonra yazı yazabildim bunun mutluluğu var içimde amma velakin bir kitap serisi bitirdim ki off ki off onun da mutsuzluğu, çaresizliği ile debeleniyorum.
 arkadaşlar yok böyle bir seri
neden bitti keşke bitmeseydi
ama bitme şekli de beni bitirdi
cidden insanlara karşı ön yargılı davranmamak gerektiğini çok güzel bir şekilde anladım
bazı insanları huyları ile kabul etmek gerek
bazıları dışa farklı yansır ama içten içe farklıdır
off iyice duygusallığa bağlamak üzereyim çünkü seriyi yeni bitirdim
daha yaşadığım duygular sıcaklığını koruyor
yavaş yavaş kitaplardan bahsetmeye başlayayım







Seri Jennifer L.Armentrout 'a ait
Beş muhteşem kitaptan oluşuyor
mitolojik fantastik bir seri
Serinin adı Melez Sözleşmeleri

Kitaplarla ilgili bilgi olarak kitabın arka kapağındakiler den size bahsedeceğim aslında kendi fikirlerimi komple yazacaktım bir baktım çok detay veriyorum. Ben bu seriyi okumayan biri olsam o sözleri duymak istemezdim açıkcası :)  Bu yüzden yazdıklarımı silip tekrar yazıyorum :))


1. MELEZ: 
 Hematoi ırkı, tanrılarla yaratıkların soyu. İki Hematoi çocuğu Safkan sayılıyor ve tanrısal güçlere sahip oluyor. Hematoilerle ölümlülerin çocukları olan Melezlerde ise bu güçler yok. Bu melezlerin sadece iki eçeneği var: eğitimli birer avcı olup iblis avlayabilir ya da Safkanların evlerinde kölelik yapabilirler.
Bir melez olan Alexandria, yaşamını tuvalet temizleyerek geçirmek yerine tehlikeye atmaya razı ama bunu da gözüne bulaştırabilir. Avcılık öğrencilerinin uyması gereken belli kurallar var. Alex'ın bu kuralların hepsiyle başı dertte ama en fazla birincil kural onun için büyük sorun :
SAFKANLARLA MELEZLER ARASINDA İLİŞKİ YASAK.
Ne yazık ki Alex, Safkan Aiden'a çok fena aşık. Ancak bu aşk onun tek büyük sorunu değil, daha büyük sorun, okuldan mezun olana kadar hayatta kalmak ve bir avcı olmak. Görevinde başarısızlığa uğrarsa ölümden ya da kölelikten de kötü bir son onu bekliyor: bir iblise dönüşmek ve Aiden'ın avı olmak.
Daha korkunç bir şey düşünülebilir mi ?

2. SAFKAN:
Bir yanda ihtiyaçlar bir yanda hayaller ...
Doğaüstü bir yaratık olmak tam olarak muhteşem bir şey değil; özellikle her gittiğin yere 'diğer yarının' da gittiği düşünülürse. Seth, eğitimde, ders dışında ve hatta yatak odasında Alexandria'yla birlikte ve bu hiç de eğlenceli değil. Aralarındaki bağın kabuslardan uzak kalmak gibi faydaları da var ama Alex'in Safkan yasak aşkı Aiden'a olan hisleri üzerinde hiçbir etkisi yok. Ya da Aiden'ın onun için feda edecekleri üzerinde.
İblisler binayı istila edip öğrencilere saldırınca tanrılar, furileri salıyor üzerlerine. Furiler, öğrencilere ve tanrılara karşı en ufak tehditi ortadan kaldırmakla görevliler, buna Alex ve diğer Apollyon Seth de dahil. Bu sorunlar yetmezmiş gibi, gizemli bir varlık Seth'i tehdit ediyor, Alex de tehlike de . İşin içine tanrılar girince bazı kararlardan geri dönmek çok ama çok zor.
Alexandria kaderinde yazanla bilinmez arasında bir seçim yapacak.

3. TANRI:
Akit'in kuralları Alex'i neredeyse ölüme gönderiyordu. konsey onun Catskills de ne yaptığını öğrenseydi, onu kimse kurtaramazdı, tabii Aiden'ı da. Furiler, Alex'in peşindeydi, şimdi de onu ele geçirmek isteyen başka güçler var.
Alex sürpriz bir mektup alıyor, yazanlar karşısında ne yapacağını bilemiyor ve Seth'le gittikçe daha da yakınlaşıyor. Birlikte yaptıkları antremanlardan biri Alex'in bir Apollyon işareti daha kazanması ile sonlanıyor ve bu Alex'i bir adım daha uyanmaya yaklaştırıyor.
Alex'in doğum günü yaklaştıkça sanki etrafındaki tüm dünya paramparça oluyor; geleceğin apollyon'u aşk, kader ve yalanlar arasında sıkışıp kalıyor.
Tanrılar öfkelerini serbest bırakınca yaşam ger dönülmez bir şekilde değişecek. furiler, iblisler, safkanlar,melezler ve avcılar hiç beklenmedik bir geleceğe hazırlanıyor. Tarih tekerrür ediyor fakat bu defa işler pek de iyi gitmiyor.

4. APOLLYON: 
Alex bugüne dek iki şeyden çok korktu: uyanış'ta kendini kaybetmek ve iksir'e maruz kalmak. ancak bazen aşk kaderden daha güçlüdür ve Aiden St. Delphi de tanrılara, Alex'i geri getirebilmek için savaş açtı.
Tanrılar, Seth'in Alex'in güçlerini ele geçirip tanrı katili olmasına engel olabilmek için yüzlerce şehri yerle bir edip binlerce insanı öldürdüler. Ancak iş, Alex'le Seth'in bağını koparmakla bitmiyor. 'bir Apollyon öldürülemez' teorisinde pek çok açık nokta var ve bu yıkımı durdurmanın yolunu bilen tek kişi de yüzyıllar önce öldü.
Yeraltı'nı koruyan duvarları aşmak, milyonlarca ruhun içerisinde tek bir taneyi aramak ve sonra da geri dönmek çok zor. Ancak Alex tanrı katili olmadan önce Seth'i durdurmak zorunda yoksa... Kendisi tanrı katili olabilir

5. AVCI: 
Ölümlü dünya yavaş yavaş tanrıların yarattığı kaosa teslim olurken, Alexandria Andros, onu kendi yeteneklerinden şüpheye düşüren korkunç mağlubiyetin yaralarını bir an önce sarıp, savaşı sona erdirmek zorunda.
Alex ve sonsuz aşkı Aiden St. Delphi engelleri aşıp, tüm zamanların an tehlikeli tanrısını serbest bırakmak için Yeraltı'na giderken, ezeli düşmanlarına güvenmeliler.
Alex korkunç bir seçimle karşı karşıya: ya her şeyi ve ona güvenen herkei imha edecek... ya da kendini.



Kitaplarla ilgili arka kapakta yazan bilgiler bu yönde.
Kendi duygularımdan biraz daha bahsedecek olursam; akıcılık yönünden oldukça tatmin oldum Sıkıldığım ve bitse de başka kitaba geçsem dediğim yerler hiç olmadı.
Alex'in davranışları, huyu, kişiliği beni çok güldürdü :)
Özellikle aiden ile seth'in diyaloglarına ba-yıl-dım :)
Kitabın sonu nedense beni üzdü. tabi nedenini ben biliyorum ama şuanda söylemem hiç doğru olmaz...
Dört buçuk kitap boyunca Aiden ci idim sonra nedense Seth fanatiği oldum çıktım ve cidden onu yargıladığım için acayip pişmanlık duyuyorum...
Daha da bir şey söylemeyeceğim okuyunca eminim ki beni anlayacaksınız.

Gönül rahatlığı ile bu seriyi almanızı öneririm ki eğer fantastik mitolojik kitaplar ilginizi çekiyor ise.


Okuduğunuz için çok ama çok teşekkür ederim.
Şimdi Aiden olsa teşekkür etme derdi :))

Sizlerin de bana önerebileceği kitap serileri var ise yorum olarak bırakmayı unutmayın. Çünkü yeni bir seri arayışı içerisindeyim.

Kendinize iyi bakın kitapları hayatınızdan eksik etmeyin.


Tek dostum kitaplarım, tek düşmanım cahil dostlarımdır.
Deniş Diderot